Kayıtlar

 Pek ciddiye alma ! Arkadaşım bana durduk yerde demografik ne diye sordu? Nüfus dağılımı dedim. Bu arada artık bir antik sokrat grubu kafasına girdiğim için hiçbir şey bilmemeye başladım. Ama kendimi ve de verilen bilgiyi yargılamak da istiyorum: Bütün cografya ile ilgili kitaplara girdiğimiz zaman mesele bize demografi diye bize öğretiliyor. Bu da kısaca bilgiyi kodlama ve bilginin yer değiştirmesi anlamına geliyor. Doğrusu demografik nüfus olmalı. Demografik nüfus dağilımı bile daha uzun ve de gereksiz  bir cümle. Demo: Örnek teşkil etmesi için düzenlemiş, grafik de bildiğiniz grafik. Nüfusu sabit yapamayız, nüfus daima değişkendir ama örnek olsun diye, feyiz alalım,  bazı çıkarımlarda bulunalım diye böyle grafikler düzenleniyor. Sabitlememiz mümkün değil ama afaki sabitliyoruz bu grafikler aracılığı ile. Bu kelimeyi Yunanca demos ( halk) graphein (artık her ne ise) o şekilde  kelime kökenine girmişler ama bana hiç inandırıcı gelmedi. Demos???? ve halk ne alaka? O ...
Ben size doğruyu yazayım. Mimar Sinan Kışlasında yöneticilik yaparken, o sirada erlik yapan Hüseyin bodrum katında erin tekini beceriyor. Sitenin yöneticisi olan Mustafa inerek Hüseyini eri sikerken yakalıyor. Sonra erle konuşuyor: Komutanım beni alıştırdı bir kere. Gelip, gidip beni sikiyor, diyor. Bir daha zor kullandığını görünce yönetici Mustafa Hüseyin denilen sapığı hastanelik edinceye kadar dövüyor. Hüseyin denilen sapkını kopya yolda hikayesi çoktan  yazılı. Hüseyin iki tur atıyor. 50 yaş civarı oluyor. Kim kendisinin ibnelik hikayesine taş koyacak, onun kapısını kırıyor. Kapıyı bir bıçak alarak Er odasından yani red- only- memory ekibinden orospu Semanın ( yani orospu alanının ablası bağımlı Süheyla veriyor.) Kışlanın çıkısında da Sema adında bir otel var. Üst katta Samsunlu ABD'nin 5 nci kol devriyesinden sorumlu Samsunlu bir kadın var. Samsun bu arada Samsun teknolojisi demek. Kadının evi matriks filmindeki gibi ne yaparlarsa yapsın bir türlü öldürülemeyen  mucizeli...
 Ev tadilatı ve tamiratı için Bodrumdayız. Küp şeklinde görünen bir ev. Ama zemine doğru inildiğinden dikdörtgende diyebiliriz. Yani tam bir küp değil, gerçekte. Aynur beni arıyor ve de rezilliği tek tek anlatıyor. Sonra burada Nurettin kızını kötü yola düşmüş, diyerek dövüyor, Saçlarını yoluyor. Elektronik yolumuzda bunlar var. Nevzat bana anlatıyor: Pınar Hanım, dolmuştan iniyor, biniyor. Erkeklerle el ele. Çok garip. Size ne ya hangi devirdeyiz? Diyorum. Yok kötü kadın diyorlar. İşin garibi Nurettin de eşinden 11 yıl ayrı yaşamış. Cahillikten. Sadece hurafelerle dolu yaşantılar. Bu kız benim evimde sadece bir kiracı. Aynur anlata anlata biteremedi. Evde dönen dolapları bana üstü kapalı bir şekilde anlattı. Gelip görmeniz lazım, dedi. Gitmedim o dönemde. Doğrusu mu? Merak da ettim. Ama hiç mi hiç umrumda da değil. Ne halt ederlerse etsinler.  Ama kızın bu acaip konuşmaları ve kira ödememek için direnmesi beni deli etti. Sonra baktım halime, içim burkuldu. Yemeğe götürmek ist...
  Alp Urup adındaki el fordcusu bir sapık ve erişkin adam bizimle cinsel ilişkiye giremediği için bize orospu diye mesaj atıyor. Bu ahlaksız adam benimle aynı odada kalmak için kavga ediyor. Senkronize oldukça ahlaksız bir kadınla hareket ederek  otel odasına zorbalıkla girerek, çantamdaki dolarlarımı çalarak, yine zorbalıkla çantama saldırarak kendi yediği yemeğin ve kiraladığı taksinin parasını benden çalarak ödüyor. Bu kişiden maddi ve manevi her türlü şikayetçiyim. Hikayeyi erotik bir dille aramızda aşk varmış gibi anlatıyorlar ama oysaki bu kişiden hiç mi hiç hoşlanmıyorum.Ondan hoşlanan başka kadınlar elektronik odalarımızı değiştiriyorlar. O tarihlerde ergendim, ondan hiç hoşlanmıyorum. Biraz büyüyünce onun ne kadar ahlaksız olduğunu iyice anladım. Zorbalık yaparak yaşıyor, bir de bizleri bu ahlaksız halkası tehdit ediyor. Melike Ebru Kuyumcuya göre İzmirde kötü yola düşmüş, jigololuk yaparak yaşayan bu insan beni o tarihlerde rahatsız ediyor. Ev arkadaşlarımla birlikte...
  Beni Eğiten tüm Ankara emniyetine tesekkür ederim. 1992 yılından itibaren beni rahatsız eden bu kişilerden şikayetciyim. Evimde 18-19 yaş yeni eteklerimi giyinip evimde yasadışı yollarla beleşe dolaşan bu kadınları bulup bileklerini siğilleyip gerektiği yere götüren bu kişilere teşekkür ederim. 30 yıl önce tamamlanan bu davamı   sinsi sinsi pencere izleyerek beni takip eden bu kişilerden şikayetçiyim. Yıllar önce   hisselerini satın aldığım şirket yolumda bile beleşe dolaşan bu   hırsızlardan şikayetçiyim. Zorbalıkla çantamı soyan   Hüseyin Eralp Kanmaz, İrina Melik Kanmaz onlara ev adresimi ve işyerimi anlatan Mustafa Eray Kanmazdan şikayetçiyim.   Mustafa Eray Kanmazda şirketimi zorbalıkla soymuş, iki adet şirketime ait olan ticari aracımı, şirket gelirleriyle alınan binek arabamı, şirketime ait olan 100000 tl   2007 yılı tarihi ile , şirket profesyonel ve manuel kahve makinalarimi ve şirket demirbaşlarını zorbalıkla üzerine gecirmiştir.   Bu ...

Taciz

 Oldukça erken yaşlarda bu hayat tacizi ve de saygisiz insanlarla uğraşıyorum. Sadece insan röntgemekle hayatlarını geçiren bu rezil insanlar, sadece sahte certifikalarla insanların yollarına yayınlıyorlar. Görgü sıfır altı buzul kaya. Böyle rezillik olur mu? Hem çocuklara sapkınlık yap. Sonrada rezilligini örtmek senkronize adilik çetesi kur. Böyle bir grupla yaşıyorum. All kültür. Nasıl hayatıma bulastilar bilmiyorum. Dinel dinle bunaldım. Artık hiç umrumda degillir söyledikleri şeylerle onların anlattığı kişi olmuyorum. Tamamıyla rezillik. Polise şikayet eden benim ama nedense konuyu kendine göre anlatan bir grup ahmagin kafasına göre yaşıyorum. Artik taciz etmekten vazgeçin. Bu işi para için yaptığınızı ve de çocukları kullandığınızi ve de ortbas etmek için bir yakma halkası diye insan mafyası işleri yaptiginizi biliyoruz. Sizi hayatimdan def ettim. Gurur sıfır, yalaklik sıfır. Safi evlerimizde yaşamak için bu kadar fendakarlik yapıyorsunuz. Çantamı ve de eşyalarımı çalmayı bır...