Ben size doğruyu yazayım. Mimar Sinan Kışlasında yöneticilik yaparken, o sirada erlik yapan Hüseyin bodrum katında erin tekini beceriyor. Sitenin yöneticisi olan Mustafa inerek Hüseyini eri sikerken yakalıyor. Sonra erle konuşuyor: Komutanım beni alıştırdı bir kere. Gelip, gidip beni sikiyor, diyor. Bir daha zor kullandığını görünce yönetici Mustafa Hüseyin denilen sapığı hastanelik edinceye kadar dövüyor. Hüseyin denilen sapkını kopya yolda hikayesi çoktan  yazılı. Hüseyin iki tur atıyor. 50 yaş civarı oluyor. Kim kendisinin ibnelik hikayesine taş koyacak, onun kapısını kırıyor. Kapıyı bir bıçak alarak Er odasından yani red- only- memory ekibinden orospu Semanın ( yani orospu alanının ablası bağımlı Süheyla veriyor.) Kışlanın çıkısında da Sema adında bir otel var. Üst katta Samsunlu ABD'nin 5 nci kol devriyesinden sorumlu Samsunlu bir kadın var. Samsun bu arada Samsun teknolojisi demek. Kadının evi matriks filmindeki gibi ne yaparlarsa yapsın bir türlü öldürülemeyen  mucizeli kadınlarla dolu. Hikayelerin gerçeklerini  öğrenmek isteyen kadın tek tek hepsine Kuran okutarak, aslında ne dediklerini dinliyor. Apartmanın hepsi bu kadını sevmiyor. Ben dahil. Bina kadını oynatmak istiyor. Alem yaptırmak istiyor ama kadın bunlara katılmıyor. Bu arada binaya iki Mustafa, iki Ali, iki Ayşe var. Parallel olarak olayları yaşıyorlar. Olayı araştırmaya gelen kadın öldürülüp buzdolabina atılıyor. Süheyla boyut değiştiriyor. Süheylanın evi organ mafyası, metres vs  dolu. İşin garibi diş mimarisine baktığımız zaman Süheyla'nın kocasının metresi var ama Süheyla başka bir boyutta aslında kendisi metres. Kim ne anlatsa kendisi  çıkıyor. Berbat olan olay organ mafyası bağlantıları.Annesi kör, kızkardeşi Semanın ağzı bozuk. Hepsi turdalar. Aşçı bunlar oluyor. Kopya Mustafa sadece evin kiracısı. Bir çeşit internet sahtekarı. Üst kattakinin evi  oldukça fakir. Kendi kızına sürekli zengin bir kuyumcu koca arıyor. Bu amaçla Samsun semalarından Aliyle inerek tırım tırım kuyumcu arıyorlar. Çok geçmeden Ebru Kuyumcunun pazarın arkasındaki evi buluyoruz. Kadın devleşiyor. Odamdaki sıradaki Tülayı odamdan atıyoruz. İş içinde iş. Hüseyin Mustafadan nasıl ibnesini elinden aldılar, diye intikam almak isterken; Süheyla ve Sema her türlü sahtekarlığın yapıldığı yerde işleri ilerletiyorlar. Bir müddet sonra ayaklanma oluyor. Bu insan simarı ceza evi müdürü denilen ekran simsarı adi insanların içki, sigara, bağımlılık yapan madde hastalıkları ve de akebinde devam altın hastalıkları ortaya çıkıyor. Solcusu, sağcısı birlikte ayaklanıyor. İçki, sigara satan ve de o adi işleri çeviren işyerlerini talan ediyorlar. Ali yukarı katta kızına zengin kuyumcu ararken 5 nci koldan, 2nci koldan yani kattan ( bunlar katlara kol diyorlar bu arada hikayeleri büyük olaylar gibi anlatıyorlar) 2nci koldaki Ali altın yoluna ulaşıyor. Salak Mevlüde annesine verdiği kendisine bir türlü geri dönmeyen altının yolunu bulan öteki Ali büyük çalışmalardan sonra altınları izleyerek bulup karısı Perihanın kucağına atıyor. Karısı nerden bunlar? Diye sorunca: Üzümü ye, bağını sorma,diyor.  Tabii grup yerinde saymıyor. Kıbrıs dahil hangi cam bulurlarsa soyup kaçıyorlar. Buradaki Rum yani Room lar sözde hapishane müdürünü temsil ediyor. Hepsi fıldır fıldır Altının geldiği yolu merak ediyorlar. Altınlar Maden adındaki bir kasabadan çıkarılıyor. Grup bu yolu ele geçirmeye çalışıyor. Rom kesinlike Read - Only- Memory.electronic demek. Kitabı copyacılar yani bluewayciler yazıyor ve de adına bluebook diyorlar. Bunun adınada soykırım diyorlar. Kitabı İngilizler yazıyor. Bu da farklı bir toplum demek, değil. İng-iliz demek kopya ilden gelenler demek. Yola kopyanın gerçeğini öğrenmek içi otomatic insanlar anlamına gelen ottomanları koyuyorlar. Bunun  günümüzdeki adı otomatik. Bizler bu yolda ne ink-iz, ne oto- yuz, ne romuz ama hepsiyizde. Sadece takipçi diyebiliriz. Oldukça insan hakları ihlalları olan bu yolda ahlaksız Alinin hikayesini değiştirmek isteyen Sema denilen kötü kadın ışıkları değiştirmeye çalışıyor. Yol sahtekarlığı. Aradan Genç ailesi işin içine giriyor. Hepsinin hikayesini birbirlerine karıştırıyorlar. Simgesel olarak Nur.i'u öldürüyorlar ve de şeytani içerikli  camları harekete geçiriyorlar. Bu altınların Ermenilerin altınları olduğunu iddia edenler çeviriyi yapacak kapasiteleri yok. Kopya dili yani İngilizcedeki Army ile Armani kelimelerini ayırt edemiyorlar. Bu altınlar bir ülkenin ve de bu ülkeye ait insanların altınları. Bu altınlar ordunun altınları. Ekonomi onların elleriyle çevriliyor. Ama orduda sadece er olan Hüseyin ve ekibi adil düzeni bozarak lüks hayatlar içinde yaşamak için hırsızlığa başlıyorlar.Yönetimin tüm kafasını arsızlık, hırsızlık, adilik yapmaya endeksliyorlar Bir müddet sonra bu servet manyaklarının oldukça lüks hayatlar peşinde koşan tepe noktasındaki adam bulunuyor. Bu adamın adı Saddam Hüseyin oluyor. Beyin noktası burası. Servet hastalığı. Servetleri "Army" tarafından ele geçiriliyor. Sonra halka tekrar devam ediyor. Onların bu lüks hayat isteyen kafaları halkada tekrar canlanıyor, tekrardan heryeri soymaya devam ediyorlar. Her türlü insan hakları ihlalleri tekrar  devam ediyor. Araya Alman turist kafilesini, swastika işaretleriyle olayları tersine çevirmeye çalışan başka bir grup giriyor. Sonuçta hepsi aynı insanlar. Diller tamamıyla saçma sapan. Babildeki lanetlenmiş insan hikayeleri. Burada babil denilen yerde bab. il yani incilin dizeleri. İncil kopya kitap demek ama aynı zamanda aradaki mesafeyi anlatıyor. Herşeyin birden fazla anlamı var. Hiçbirisi umrumda bile değil. Uyuşturucu içindeki insanlar uyuşturucudan, sigara satmaya çalışan covidden, türlü türlü adilliklerden geberiyorlar. Beni takip edenlerin hepsi adi insanlar. Hatta adi ötesi insanlar. Doktorları bile birbirine karıştırıyorlar. Üçlü dörtlü takip var. Birisi hikayesini kakalamaya çalışıyor. Öteki ne olduğunu çözmeye çalışıyor. Öteside yoldaki insan simsarı. Şöyleki: Birisi doktor. Ameliyat ediyor. Ötesi doktoru takip ediyor. Ne yaptı? diye. Sırada sahte doktor kılıklı sahte takipçiler var. Birisi doktorun narkoz verdiği ana zamanı sarıyor. Öteki o anda parmağını otobüste kızın ağzına parmakların sokuyor. Bu bir sapıklık oluyor. Kız böyle algılıyor, olayı. Çünkü ne yapsa kendinde değil. Ama sürekli olarak uyumamaya çalışıyor. Ama nedense kendisine engel olamiyor. O esnada saçlarını birisi tel tel  yoluyor. Zaman halkası içinde iğrenç oyunlar. Kız  sapkın adamın parmağını nasıl gerçek doktorun parmağını ısırıyorsa aynı şekilde ısırıyor. Olay ameliyathaneden çıkıyor otobüste tekrar ediliyor. İnsan tacirleri yani sistemi kullanan camcı denilen yavşak ötesi ameliyattan yaklaşık 9 yıl geçmesine rağmen olayı canlandırabiliyor. Bende o anda değerli bir şeymi var? Sanmıyorum. İstedikleri tek şeyin halkama kafasına saç ektirmek isteyen bir grup yavşağı eklediklerini görüyorum. Bunu profesyonel bir yavşak grubu yapıyor. Yoksa beni o denli uyku tutmaz. Uykuya da o denli direnmiş olamam. Her türlü terbiyesizliği yapan bu insanlar şu anda sanırım orduya ait altınları çalarak Armada denilen bir yerden  yazıyorlar. Oralarda organ mafyasıyla çalışan bir hastane var. Bu hatlardan insan ticareti yapıyorlar, hep birlikte. Sıray Kemal diye bir adamı koymuşlar. Kemal denilen adamda sgk da her türlü hile hurdayı çeviren insanların sgklarını cepleyen sabıkalı adamın teki. Bizleri sevgi ve sempati ile (avanak olarak) izliyorlar. Hasan burada İngiliz ajanıyım, diyor. Eeeeee? Burada herkes olayı canlandırıyorsa herkes ajan. Ajan diye birşey kaldı mı bu dünya da artık? Bunu da merak ediyorum.  Altınların ordunun elinde olması gerekiyor. Bunlar yolu soymaya kalkan bir grup servet avcısı zibidi. Ordunun içine, polisin içine sahte kimliklerle girmiş, milleti soymaktan başka amaçları olmayan ahlaksız bir grup insan. Aralarında sapkınlar da var. Bunları ısrarla normal göstermeye çalışanlarda var. İnsanların bedensel sağlıklarını bozmaya çalışıyorlar. Bu da başka bir konu. Sistemin içinde Hüseyin sapkın istekleri ile Hasanın kızlarının Iraktaki hikayelerini eklemişler. Bunlarla mı uğrşacağız. Hikaye çoktan çözülmüş. Hasan kırmızı bültenle aranır olmuş. Hüseyin ve lüks hastası ailesinin durumu ortada. Bunlar hikayeleri tekrar tersine çeviriyorlar. Aynı zengin olma hastası insanlar ve de dolandırıcılıkları. Aynı sapkın adam ve de ailesinin hikayesi. Aynı organ mafyası. Aynı hikaye oynatıcı sapkın cam sarıcısı. Yasak içerik ve de paralel takipçi burada kesinlikle Melike. Benimkiyle birlikte çalışıyor. Paralelden heryeri soyuyor. Kendisine ait olmayan işyerlerine giriyorlar ve çalıyorlar. Öteki camı hakkı olduğu, satmadığı bir güne bilinçli olarak sarıyor. Aynı iğrenç hikaye halkada devam ediyor. Her türlü, zorbalık, aldatmaca devam ediyor. Sıkıcı bir durum. Bir grup insan  Cumhuriyet caddesi üzerindeki TSK' ye ait Mustafa ve de ailesine tahsisedilmiş olan odaya Hüseyin denilen bir ekip tarafından haneye tecavüz edilerek girilerek oda aynı şekilde girerek odayı soymaya devam ediyorlar. Çarşıdaki evin koordinatları ile evin koordinatlarını birleştiriyorum. Orası Mustafaya TSK tarafından tahsis edilmiş, fakat hırsızlar tarafından zorbalıkla ve de sahtekarlıkla ele geçirilmiş yer. Nereyi soyuyorlar? Pınarın iş yerini, elektronik odalarını soyuyorlar hep birlikte. Mustafayı bitirdiler, Pınara başladılar. Hiçbir yasal hakları yok hatlarda.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Taciz